27 Mayıs 2018 Pazar

Gerçek Soyguncular Bankalardır


Gerçek Soyguncular Bankalardır

Gezi eylemlerinde iki bankanın camı kırıldı diye kıyamet koparanlar, onca gencimiz katledildiği halde sesleri çıkmadı...
Kime değer vereceğini bilmeyen insanların yaşadığı toplumlarda sömürünün ayyuka çıkması normaldir...
2001 yılında başta benimde o yıllarda çalıştığım banka olan Akbank ve diğerleri merkez bankası başkanından kurun iki katına çıkacağı haberini alıp bir gecede milyar dolarlarca vurgun vurdular...17 yıldır hiçbir Savcı buna soruşturma açmadı. 2015 yılında bunu Mobbing Bank kitabımda yazmama rağmen yine umursamadılar. 2015 yılına kadar duymamış olabilirler diye belgesi olsun diye ve ibret olsun diye yazdım.
Kimin, kimi neden koruduğunu anlamayan ve sorgulamayan toplumların bu şekilde sömürülmesi ne yazık ki müstehak olmaktadır.
Nerededir temsile halkın adamı diye taşınıp gerine gerine şov yapanlar? Kimin yanındadır....Öğrenene kadar yazmazsam namerdim...

Önder Karaçay 

24 Mayıs 2018 Perşembe

Kandırılmış İnsanlar


"Kandırılmış insanları hiç bir zaman kimse ikna edemez. Düşünmeden kendi gerçeğini bulmayan insanların kendi kendilerini ikna etmeleri de beklenmemeli. Sabit fikirli insanlar ve her söylenene kanan insanlar en tehlikeli insanlardır. Çünkü; biri yerini hiç değiştirmez, diğeri nerede duracağını bilmez."

Önder Karaçay 

21 Mayıs 2018 Pazartesi

Hiyerarşi Sömürüsü ve 'BİZ' Bilinci - Önder Karaçay


Hiyerarşi Sömürüsü ve 'BİZ' Bilinci  - Önder Karaçay 

Çalışanlarını beyaz yakalı, mavi yakalı ve diğer çalışanlar diye ayıran kurumlar da; ayrıcalıklı mavi ve beyaz yakalılar; diğer çalışanların omzunu basamak yaparak, baskı ve şiddetle hiyerarşi merdivenin de yükselirler. 

Kuruma çalışarak parayı diğer çalışanlar kazandırır, kurumda parayı ise hiyerarşi merdiveni sayesinde hiyerarşi merdiveninden çıkar sağlayan kurumun sahibi ve hiyerarşi basamağının tepesine çöreklenen kurum sahibi ile çıkar ilişkisi içinde menfaat sağlayan mavi ve beyaz yakalı azınlık kazanır. 

Yüksek kazanç sağlayan beyaz ve mavi yakalı az olduğundan ve diğer çalışanlar daha çok olduğundan bu hiyerarşi sömürüsü sayesinde kurum çalışanlarını sömürerek de kar üreterek haksız kazanç elde eder. 

Çalışanları arasında 'AYRIMCILIK' olan hiç bir  kurumda 'BİZ' bilincinden bahsedilemez." 
                                                                              
Önder Karaçay 

10 Mayıs 2018 Perşembe

Din tebliğ etmeye kalkan densizlik


İbret olsun diye paylaşmak zorundayım...

Dün çok kötü bir dayatmayla karşı karşıya kaldım. Bir densiz bana dinimi sordu ve dini tebliğ etmeye kalktı.
Toplum tüm yaşam alanlarında bir dayatma ile karşı karşıya kalmaktadır. Ülkemizin ne hale getirilmiş olduğuna dair çok ibret bir olaydır yaşadığım.
Sen bana dinimi de soramaz, dini tebliğde de bulunamazsın, dinde tebliğ peygamber ile bitmiştir. Kendinde bu yetkiyi ne hakla görüyorsun dediğimde;
İşi siyasete taşıdı. İşte başı secdeye değer reis tarafından yönetildiğimizi söylediğinde.
Susturdum. Kusura bakmayın. Ben bireyim, kula kul olmayı ve biat etmeyi reddediyorum. Bana bunu dayatamazsınız dedim.
Birde tokat gibi örnek verdim. Din ile yönetilen Osmanlı da 2. Abdülhamit 33 yıl hukuksuz ve millet iradesi meclisi yok sayarak istibdatla sözde din adına ülke yönetti de ne oldu? 1,5 milyon m2 toprak kaybı, donanmanın çürütülmesi sonucu Serv ile bitti.
Bugünde aynı dayatma ve yanlış tekrarlanmaktadır. 'Emir komuta merkezim isterse ve gerekirse papaz elbisesi bile giyerim' diyenler acaba hangi dini temsil ediyorlar? Hakkındaki yolsuzluk ve hırsızlıklar ile ilgili yargı önünde yargılanmaktan kaçan bir zihniyetin, toplumun emaneti neyi var neyi yok satan ve talan ettiren birinin, hukuk tanımayarak meclisi olağanüstü hal ile devre dışı bırakarak millet iradesine saygısız davranan bir zihniyette Bop eş başkanlığı geçmişiyle aynı yoldadır.
Ayrıca kendilerine din adına ülke yönetme yetkisini kimse vermemiştir, ben de vermem ve biat etmem.
Özgürlük ve bağımsızlığımı ben Cumhuriyete borçluyum dedim.
Sustu kaldı...